7 Nisan 2014 Pazartesi

Vişne Bahçesi

Vişne Bahçesi Çehov'un çok bilinen bir eseri. 100 yılı aşkın bir süre önce yazılmasına rağmen güncelliğini yitirmiyor, her devre hitap ediyor. 
 
Değişim karşısında bocalayıp ne yöne gittiklerini bilemeyenler, eskiye sımsıkı tutunayım derken kaybolup gidenler, değişime ayak uydurup büyüyüp gelişenler ve olanlardan habersiz vişne bahçesi  hikayenin kahramanları.

Bu kez İzmir Devlet Tiyatrosu tarafından sergilenen oyunu izleme şansına sahip oldum. 
 
Uzun bir eserin sahneye konulmasında ortaya çıkan anlatım kopuklukları bu oyunda da vardı, bir-iki defa saate bakma ihtiyacı duysam da genel olarak sürükleyici diyebilirim. Kalabalık bir grupla birden bire karşılaşınca kim kimdir karmaşı yaşamak kaçınılmaz oldu. Ancak yaklaşık 2 saati bulan süresine rağmen oyuncuların temposunda düşme yoktu. Özellikle Ranevskaya'yı canlandıran oyuncunun zerafetine hayran kaldım. Lapahin'in tüm duygularını bana geçiren oyuncuyu da özellikle kutlarım. Şarkı söylediği sahne biraz yama gibi dursa da izleyiciyi oyunun ağır havasından uzaklaştıran mürebbiye karakterinin başarısını da vurgulamak gerek. Dekorlar oyunla bütünleşmişti ve vişne bahçesini izleyiciye yaşattı.


Not: Resimler netten alıntıdır.

6 Nisan 2014 Pazar

Günlerden günler...


Hava çok güzel, güneş pırıl pırıl. 
Mor salkımların kokusu sarhoş ediyor insanı. 

Bahar dallarının çiçekleri azaldı, yaprağa döndüler artık baharı bitirircesine.

Gülgillerin öncülleri tomurcuklandı, açtı bile.

Kırmızı begonvil güneş kadar yakıcı.
İçeri giresi yok insanın ama akşam olup güneş çekilince soğuk iliklere işliyor.

Eve kaçarken mor salkımlarlardan bir kaç dal ile bahar evin içine taşınıyor.


Üşüdük içimiz ısınsın bir tas çorbayla.

Kolay tarafından yumurtalı ıspanak gelsin arkasından.


Çocuklarımın hazırladığı pasta ile de minik bir kutlama ve sahip olduklarımıza binlerce şükür...


4 Nisan 2014 Cuma

Yabani Pırasalı Börek


Pazardan aldım yabani pırasaları. Ot yemeklerinin klasik tarifi kavurup üzerine yumurta kırmaktır. Diğer bir klasik tarif de böreğini yapmak. Yabani pırasalarımı börekte kullanmayı seçtim, yabani pırasalı, lorlu gül börekler hazırladım.


Yarım kilo kadardı yabani pırasam. Ayıkladım, yıkadım, ince ince doğradım. Yarım çay bardağı zeytin yağı ile yumuşayana kadar kavurdum. Yarım kilo lor, kırmızı pul biber, biraz da tuz ekledim. Sarmısak eklemeyi düşündüm ama vazgeçtim. Yabani pırasaların tadı sarmısakla değişmesin istedim.


1 su bardağı süt, 1 çay bardağı sıvı yağ, 1 yumurtayı çırpıp yufkayı sosladım. Yufkayı ikiye bölüp iç malzemeyi koyarak gül böreği şeklinde sardım. 5 adet yufka için yeterli oldu iç malzemem. Böreklerin üzerine de bir kaşık yağla çırptığım yumurta sarısını sürüp 200 derecede 45 dakika pişirdim.

Afiyet Olsun...


Pırasa köklerindeki yavruları da bahçeme serptim. Seneye belki yabani pırasaları bahçemden toplarım.

3 Nisan 2014 Perşembe

Enginarlı İç Bakla Yemeği


Enginar'ın en güzel zamanı şimdi. Baklalar da yeni yeni içleniyor. Henüz minik minik ve tazecikler, iç kabuklarını ayıklamaya gerek kalmadan pişirip yenecek kıvamdalar. Bu kıvamı kaçırmamak gerekli değil mi?

Neler Gerekli:
2 adet enginar
Yarım kilo iç bakla
1 adet büyük kuru soğan
3-4 adet taze soğan
Yarım limonun suyu
3 çorba kaşığı zeytinyağı
1 çay kaşığı şeker
1 tatlı kaşığı un
Tuz
Dereotu

Enginarları bekleteceğimiz su için de yarım limon suyu, limonun kabukları ve 1 yemek kaşığı un.

Bir arkadaşımda gördüm. Enginarları buzdolabına koyuyordu. Şaşırdım; "Aaa enginarları buzdolabına mı koyuyorsun?" "Eee, nereye koyacaktım" dedi, sorumu çok anlamsız bulmuştu. 

Yıllarca enginar yetiştirmiş bir ailenin kızıydı annem. Enginar alındı mı su dolu bir kaba yerleştirilirdi enginarlar, bir vazoya çiçek yerleştirir gibi. Buzdolabı olmayan zamanlardan kalan bir alışkanlık mı diye sorguladım kendimi. Ama hayır, sapları su içine yerleştirilmiş enginarlar günlerce diriliğini korur, mutfak tezgahını da güzel görüntüsüyle süsler. Ben hala annemden gördüğüm şekilde su dolu kavanoza yerleştirerek bekletiyorum pişirene kadar.

Nasıl yaptım:
Enginarları ayıkladım, taze yenebilecek taç yaprakları da üzerinde kalacak şekilde. Her bir enginarı 8 parçaya bölüp limon ve un içeren suya koydum.

Baklaların içlerini çıkardım. Çok taze oldukları için iç kabuklarına dokunmadım.

Soğanları ince doğradım.

Enginarları ve iç baklayı yıkayıp tencereye koydum. Soğanları, limon suyunu, yağ, şeker ve tuzu ekledim. Orta ateşte kendi suyunu çekene kadar ara ara nazikçe çevirerek pişirdim.

Salata değil, yemek olacağı için biraz sulu olmasını istiyorum. 1 su bardağı sıcak suyu ve 1 tatlı kaşığı unu da serpeledikten sonra ocağın altını kısarak sebzeler yumuşayana kadar pişirdim. Ilıdıktan sonra servis yaparken dereotu ile renklendirdim ve tatlandırdım.

Afiyet olsun...
 
Related Posts with Thumbnails