İğnelik otunu bilmeyen var mı? Adı yöreye göre değişiyordur ama çocukluğunu bahçe içi evlerde yaşamış olanlar çatallarını görünce tanıyacaktır.
Çamurdan pideler yapardım çocukken. İç olarak otları doğrardım. Ortasına bir de sarı radika çiçeği koyardım yumurta niyetine. Pideyi dilimler yanında iğnelik otunun çatalıyla ikram ederdim evcilik oyunundaki misafirime.
Çatal niyetine kullanmadıysanız da çoğunuz saat yapmışsınızdır iğnelik otundan. Otlar sararmaya başlayıp tohum atma zamanına gelince, çatallara sarılı tohumları yerinden sıyırıp sivri uçlarından giysimizin koluna batırırdık. Saatin zembereğini hatırlatır şekilde burulurdu tohumun fırlatma mekanizması. Son burgu oluşunca zaman tamamlanmış olurdu oyun kronometremizde.
Sadece bir tohumun hareketlerini izleyerek geçirdiğimiz zamanı düşünüyorum da...
İğnelik topladım iki tabak yemeğe yetecek kadar. Daha Ocak ayındayız ama çiçeğe tohuma kaçmışlar bile. Tohumlu, çiçekli olanları değil de daha tazelerini kullandım yemek için.
Ayıkladım, yıkadım 2-3 santimlik parçalar halinde doğradım.
Orta boy bir soğanı ince ince kıydım.
2 çorba kaşığı zeytinyağı içinde soğanı öldürdüm. Suyunu süzmüş otları ekleyerek rengi değişene kadar kavurdum.
1 yemek kaşığı salça ekledim, biraz sıcak su ile yumuşatıp.
1 su bardağı sıcak su ve tuz ilave ettim. Kaynamaya başlayınca 1 avuç da bulgur.
Kısık ateşte bulgurlar yumuşayana kadar pişirdim.
Afiyet olsun...












