16 Eylül 2010 Perşembe

Suç ve Ceza



Suç ve Ceza
F.M. Dostoyevski


Daha önce Suç ve Ceza'yı okul tavsiyesi ile okuyan kızım, kısaltılmadan yapılmış bir çeviriyi okumak isteyince bu kitabı aldı. Okuduktan sonra mutlaka benim de okumam gerektiğini, kısaltılmış kitabı okurken kafasında oluşan soru işaretlerinin ve kopuklukların giderildiğini söyledi.

Suç ve Ceza’yı çok yıllar önce okumuştum. Aklımda ne soru işareti kalmıştı ne de Raskolnikov adından başka bir kırıntı. Tek hatırladığım yazarın yazarlığına olan hayranlığımın başlangıcı olmasıydı. Sonra İnsancıklar, Cinler, Kumarbaz, Karamazov Kardeşler gelmişti.

Lise ve üniversite dönemimde okuduğum kitapların çoğunu iş hayatıma başlayınca tekrar okumuştum ve şaşırıp kalmıştım. İlk okumalarımda hiç fark etmediğim ne ayrıntılar varmış, benim bakış açım ne kadar değişmiş. 30-40-50-60’lı yaşlarımda (ne kadar ömrüm ve sağlığım varsa) o kitapları tekrar tekrar okuma kararı vermiştim, kendi algım ve bakışımdaki değişikliği izlemek için. Ama tekrar okuduğum kitaplar sanırım 10'u geçmedi. Suç ve Ceza'yı da bir arkadaşımdan alıp okuduğum için tekrar okumalarıma dahil olamamıştı.

Fırsat ayağıma gelmişti. Okudum ama o kadar unutmuşum ki ilk kez okumuş gibi oldum.

Artık aklımda Raskolnikov değil Svidrigaylov kalacak. Kötüyü temsil ediyor ama yaptıklarının kötü olduğunun farkında ve kötü olduğunu kabul ediyor. Ortadan kaldırılacak kişi olarak kendini seçiyor, giderayak iyilik yapmayı da ihmal etmiyor.

Bu defa Raskolnikov’u sevmedim. Kendine bir kötü belirleyip onu ortadan kaldırmayı kendi hakkı gibi görmesi ve sonunda vicdanına yenik düşse de bundan akıl olarak hiç de rahatsız olmamasıydı onu sevmememin nedeni. Üstünler(!) yaparsa kötülük yoktur, onların yaptığı her şey iyi içindir.

Kötülükle savaşmanın yolu bir tefeciyi bir sembolü ortadan kaldırmak mı, tefecinin ortaya çıkmasını sağlayan koşullarla mücadele etmek mi? Bütün psikolojik derinlikleri bir yana bırakıp Dostoyevski’nin bunu anlatmak istediğini varsayıyorum, Güney Amerika’da hırsızlık ve başka kötülüklerin kaynağı olarak görülen sokak çocuklarının alenen öldürüldüğü günlerde yaşıyorken.

Sonuç: Çağdaş Rus yazarlarının kitaplarını bulup okumalıyım en kısa zamanda. Onlar da ustaları gibi yazabiliyorlar mı merak ediyorum. Ne alâka diye düşünseniz de benim sonucum bu.

2 yorum:

zeliha (umutsepeti) dedi ki...

Ben bu kitaba defalarca başladım baş kısmından biraz okuyup bıraktım..Akmadı bir türlü,zorladım filan olmadı,şimdi senin yazdıklarını okuyunca,ilk fırsatta bitene kadar bırakmamak üzere okumaya karar verdim :)
Çok mu karmaşık bir anlatım oldu ki bu :)Gecenin bir vakti,yoldan gelmiş uykusuz bir insancağızım şu anda :) karmaşıksa da, sen anlarsın zaten..Gönül dolusu muhabbetle..:)

sarkaç dedi ki...

Ah canım kıyamam, yorgun yorgun beni ihmal etmemişsin.
Kitap bir solukta okunmuyor haklısın. İçine girmek biraz zaman alıyor. Biraz da günümüzün hızlı akışından Dostoyevski tarzı ayrıntılı anlatımlar da nasibini alıyor sanırım. İyi dinlenmeler, sevgi-muhabbetlerimle.

Related Posts with Thumbnails