5 Mart 2014 Çarşamba

Dizilere Merak Sardım



Son yıllarda fazlasıyla dizilere merak sardım. Kimini sonuna kadar izledim, kimini başlayıp devam edemedim. Bir merakla akşam Kurt Seyit ve Şura’yı da izledim.

Nermin Bezmen’in ailesini anlattığı bir seri romanın aynı adlı kitabından uyarlandığını duymuştum. Anı kitaplarını severim ama aile tarihleri pek ilgimi çekmiyor. Sanırım dilden dile sözlü aktarılması ve bu aktarım sırasında açıkların hayallerle doldurulmuş olması gerçeklik-hayal algımda hoşuma gitmeyen tatlar bırakıyor.
Özetle, kitabı okumadım ve okumayı da düşünmüyorum ama tanıtımların da etkisiyle dizisini merak ettim.

Jenerikte hareketsiz görüntülerin bir kar küresinin objeleri olması hoşuma gitti. Dizi mi film mi hatırlamıyorum ama yabancı bir yapımda kullanılmıştı bu tema. Orjinal fikir olmasa da sevdim.

Açık mekan karlı savaş sahneleri bana hitap etmiyordu. Kasvetli renkler belki savaşla uyumluydu ama benim göz zevkime uygun değildi.

İç mekanlar ise, ihtişamları ile güzel yansıtılmıştı, masalsı havayı bütünlüyordu. Balo sahneleri beni adeta Tolstoy satırlarında gezdirdi.

Müzik yer yer kulakları zorlasa da mekanlar ve konuyla uyumlu geldi bana.

Oyuncular için pek bir şey demek istemiyorum. Kendilerine verilen görevi hakkıyla yerine getirmek için hünerlerini ortaya dökmüşler. Ama yetmeyeceği düşünülmüş olmalı ki hamam, göl sahnelerinde merkeze manken vücutları oturtmuşlar.

Amatör bir dizi izleyicisiyim, teknik konuları bilmediğim gibi, yapımları değerlendirecek tecrübeye de sahip değilim. Eğer bir Cevdet Mercan, bir Zeynep Günay Tan yönetmenliğini görmemiş olsaydım Hilal Saral’daki eksiklikler gözüme çok batmazdı ama elimde değil bazı sahnelerin ne kadar farklı çekileceğini düşünmeden edemedim izlerken.

Senaryo ile desteklenmedikçe oyuncuların da yönetmenlerin de başarısı havada kalır. Ece Yörenç daha önce birlikte yazdığı Melek Gençoğlu ile tutulan, sevilen dizilerin senaristi oldu. Bu dizisi de tutacaktır büyük olasılıkla. Hele bir de Rusya’dan bizim topraklarımıza gelindiğinde bize yabancı havadan kurtulup bizleştikçe  izlenmesi daha kolay olacaktır.

Dizi piyasasının başarılı senaristleri olmalarına rağmen, yazılan sığ repliklerden, hikayede önemi olan ama sanki repliklere nasıl dökeceklerini bilmiyorlarmış izlenimi verir şekilde, olayları bizim görmediğimiz bir anda olmuş bitmiş gibi göstermelerinden, hikayenin o anki dünyadan soyutlanmış şekilde anlatılmasından şikayetçiydim.

Merak ediyorum bu dizide nasıl olacak. İlk bölümde repliklerden memnun kaldığımı söyleyemem. Ama diğerleri için bekliyorum. Bolşevik devrimi öncesi havayı ve savaşın etkilerini iliklere kadar hissedecek şekilde  verebilecekler mi? Bu sadece Senaristin değil, yönetmenlerin de katkıda bulunacağı bir anlatım.

Kocası askerde ölen kadının erkekler iş bulamıyorken ben nasıl bulurum sözüyle, veya yemek masasında Moskova’daki olayların bahsiyle veya Kurt Seyit’in toprak sahibi babasının o toprakta ekmek yiyenlerden söz ettiği birkaç basit replikle geçiştirilecekse yetersiz kalacaktır.

Karakter yazımlarına gelirsem; Şura’yı sevdim. Kurt Seyit ise fazla idealize edilmiş bir karakter. Biraz daha inandırıcı yazılması isterim. Barones’in ilk bölümden kaybetmiş bir zavallı gibi davranmasındansa Şura’yla oynamasını beklerdim. Diğer karakterler şimdilik gözüme batan bir şey olmadı.

Ve...
Dizi sürelerinin azaltılması vakti hala gelmedi mi? Zaman doldurmak için uzatılan sahneler akıcılığı da bozuyor, sabırları da zorluyor. Yarıda bırakıp kalkıp gitmemek için çaba sarf etmek gerekiyor.

Kurt Seyit ve Şura bizim dizi piyasamızın gerçekliğinde, kusurlarına rağmen ortalamanın üstünde bir dizi olmuş. Yolu açık olsun...



2 yorum:

MyTaste dedi ki...

Merhabalar, size daha önce mail atmıştım ama gitmemiş olma ihtimaline karşı yeniden yazıyorum.

Blogunuza internette yemek tarifleri ararken rastladım. Öncelikle çok tebrik ediyorum, blogunuzu inceledim, tarifleriniz hem çok leziz, hem de yapımı gayet kolay görünüyor. :) Uygun bir zamanınızda yeni açılan yemek tarifleri arama motorumuz Tarifbul‘a bir göz atabilirseniz çok sevinirim. İsterseniz siz de En İyi Tarif Blogları kısmımızda tariflerinizi sergileyebilirsiniz. Merak ettiklerinize SSS’den bakabilir veya bana mail atabilirsiniz. Görüşmek dileğiyle.
Huma S.

sarkaç dedi ki...

Huma Hanım, ilginiz için teşekkür ederim. Ancak blogum benim kendimi ifade yerim. Çoğunlukla yemeklerle oluyor ifade. Tariflerim lezzetlilik ve yapılabilirlik iddasında değil, yaptıklarımın paylaşımı. Bu nedenle geniş kitlere ulaşması gereken, yemek yapmak isteyenler için rehber niteliği taşımıyor.
Arama motorunuza, tarif ihtiyacım olduğunda bakacağım, emeklerinize sağlık.

Related Posts with Thumbnails