21 Eylül 2013 Cumartesi

Üçü Bir Arada

Merhabalar,

Bu vefasız Sarkaç'ı buralara uğramadığı günlerde arayıp soran tüm vefalı blog dostlarıma özel teşekkürler. Sizleri ziyaret etmek istedim ama hala yemek yapma zevkimi geri kazanamamışken bir nevi kendime işkence olacaktı güzelim emeklerinizi görmek. Gelmedim değil, arada uğradım. Yeni blog arayüzüne yabancı olduğum için zorlandım, yazmaktan vazgeçip çıktım. Üstelik yayınlayacak özel bir tarifim de yoktu. Yine yok ama maksat merhaba demek nasıl olsa. Aklıma ilk lez gelip denediğim biberi ortadan kesmeyi paylaşayım hiç olmazsa.



Evde kalmış, hatta biraz pörsümüş bir küçük kabak, bir küçük patlıcan ve bir tatlı kırmızı biberden dolma yapmaya karar verdim. Protein de gerekli, içinde kıyma da olsun. Herkesin tabağında üç renk de bulunmalı. Patlıcanla, kabak kolay, biberi nasıl yapmalıydı?




Piştikten sonra kesmek yerine, önceden kesmeye karar verdim. Ortadan ikiye böldüm, sapını ucundan kestim, içinde kalan çekirdeklerini de taban bütünlüğünü bozmadan kaşıkla oyarak çıkardım. Patlıcan, kabak da oyuldu. Şimdi herkes tadabilir bütün dolma çeşitlerinden.



İçi basit, herkes bilir zaten. Yemek blogu yazarıyım ya güya, ille de bir liste vermezsem olmaz.

Pirinç:  her bir parça için 1 tatlı kaşığı pirinç,
Kıyma: her iki parça için 1 tatlı kaşığı kıyma,
1 kemer patlıcan, 1 sakız kabak, 1 tatlı kırmızı biber
1 küçük soğan,
1 küçük domates
1 çay kaşığı acı biber salçası
2 silme çorba kaşığı domates salçası
3-5 sap maydanoz, dereotu, nane
Sıvı yağ: zevkinize ve kıymanızın yağ durumuna göre 1-2 yemek kaşığı
Tuz, karabiber, kimyon



Dolmalıkların hazırlanışını yukarıda anlatmıştım. İç malzemesi de yıkanıp kıyılmış soğan, domates ve yeşillikler ile domates salçasının 1 kaşığı ve diğer tüm malzeme karıştırılır.  Dolmaların içine fazla sıkı olmayacak şekilde doldurulup tencereye yerleştirilir.

Kalan 1 kaşık salça 1 çay bardağı su ile ezilerek dolmaların üzerine gezdirilir. Tencere tıkırdayana kadar orta, daha sonra kısık ateşte pişirilir. En fazla 25-30 dakika içinde yemeğimiz pişer. Afiyet olsun.





10 Nisan 2012 Salı

Dolmalık Biber Kapağı Kavurması

Ce'eee

Maksat Bir Selam Vermek




Adını bilmiyorum bu yemeğin, aslında bir adı var mıdır onu da bilmiyorum. Hatta yemeğini yaptığım biberin o kısmının adını da bilmiyorum. 

İşler, güçler derken uzaklaştım tamamen blog dünyasından. Sadece blog dünyasından uzaklaşsam neyse mutfaktan bile uzaklaştım. Alel acele, karın doyurmak için yapılan yemeklerin mekanına dönüşüverdi mutfağım.


Nerelerdesin diye soran blog dostlarıma karşı bir sorumluluğum olduğunu hissettirdi bana kayınvalidem. Onun uyarısıyla geldim ama ne verebilirim ki size, sizlerden yeni fikirler alıp mutfağımda zevkle uyguladığım günlere dönememişken henüz?


Fotoğraf makinemde kalmış fotoğrafları karıştırdım, yazdan kalan bu resimleri buldum. Ne sırası ne de zamanı ama maksat bir selam vermek ya, hadi paylaşayaım sizinle bu ne olduğunu bilmediğim annemden kalan yemeği...


Eski zamanlarda "nimet"dir her yiyecek, çöpe atılmaz, boşa götürülmez. Dolmalık biberin kapakları da öyle. Sadece tohumları bir de sert sapı yenmez onun dışındaki kısımlar küçük küçük doğranır, dolma harcına katılır. Bazen de yumurtalı kavurması yapılır. Dolma akşam yemeğinde tüm aileyle birlikte yemek için saklanırken bu kavurma öğle öğünü olur ev kadınının.


Malzemeler


Biber dolması yaparken çıkan dolma kapakları
1 adet soğan
1 veya 2 yumurta (çıkan biber kapağı miktarına göre belirlemek gerek yumurta miktarını .Zamane dolmalık biberlerinin bazılarında ne tohum ne de tohum göbeği bulunuyor ne yazık ki)
2-3 çorba kaşığı sıvı yağ
Tuz, karabiber


Yapılışı:




Biber kapaklarındaki tohumlar ovularak çıkartılır.
Sert sap kısmı hariç doğranır.
Soğan doğranır.




Soğan ve biberler tavaya alınır. yağ ve tuz eklenerek kavrulur.
Yumuşadıktan sonra üzerine yumurta kırılır.




Karabiber eklenerek afiyetle yenir.

22 Ağustos 2011 Pazartesi

Nazilli (?) Pidesi




Nazilli Pidesi

Bizim evimizdeki adı Nazilli Pidesiydi bu minik hamur işlerinin adı. Bloglarla tanıştığımda aramıştım Nazilli Pidesini. Gördüğüm tarifler bu şekilde değildi. Belki de Nazilli'li tandıklarımızdan alınmıştı bu tarifi ve bu isim uygun görülmüştü. Yine de ben bizim evimizdeki adını kullanmayı uygun gördüm. Gerçek Nazilli Pidesi yapanların affına sığınarak.

Bizim evin Nazilli Pidesinin bir özelliği de üzerine turunç suyu sıkılarak yenmesi. Turunç mevsiminde olmadığımız için limon kullandım. Turunç bulma imkanı olanlar lütfen turunç ekşini denesinler. Tadılması ve kaybedilmemesi gereken bir lezzet olarak görüyorum turuncu.

Malzemeler:

Hamur için:
4 su bardağı un
1 su bardağı mayalanmaya uygun sıcaklıkta su
1 küçük paket instant maya
1 tatlı kaşığı toz şeker
1silme tatlı kaşığı tuz

İç için:

2 avuç kadar kıyma
1 küçük boy kuru soğan
1 küçük boy domates
2 adet yeşil biber
Pul biber
Tuz

Hamuru şekillendirirken kullanmak için 2-3 yemek kaşığı sıvı yağ
Üzerine sürmek için bir yumurta sarısı

Yapılışı

Un, maya, tuz ve şeker iyice karıştırılır. Azar azar ılık su eklenerek bir kaşık yardımı ile karıştırılmaya devam edilir. Su tüm una yedirildikten sonra mikserin hamur ucuyla pürüzsüz kıvama gelene kadar çırpılır.(Oldukça yumuşak kıvamlı bir hamur olması gerekiyor. Yaklaşık bir su bardağı ılık su yeterli olsa da ununuzun su kaldırmasına göre miktarı ayarlamalısınız)

Hamurun üzeri örtülerek ılık ortamda yaklaşık yarım saat dinlenmeye bırakılır.

Soğan, yeşil biber ve domates küçük küçük doğranır. Kıyma tuz ve pul biberle yoğurulduktan sonra sebze grubuyla karıştırılır. Beklerken su salmaması için, iç mayalanmanın sonuna doğru hazırlanmalıdır.


Hamurun mayalanması tamamlandıktan sonra eller küçük bir kaba alınan sıvı yağla yağlanır ve hamur tekrar yoğrulur. Hamurdan çeviz büyüklüğünde parçalar koparolarak top haline getirilir ve tepsiye aralıklı olarak dizilir. Her bir top yapılmadan önce eller yağlanır (hamur yumuşak kıvamlı olduğundan ele yapışmasın diye). On dakika ikinci mayalanma için beklenir.

Yaklaşık tepeleme tatlı kaşığı kadar iç malzemesi elle alınır. Topçukların üzerine bastırılarak yerleştirilir. Bu bastırma sırasında pidelerimiz yassı şeklini de almış olur. Hamurun kenarlarına yumurta sarısı sürülür.

Önceden ısıtılmış 220 derece fırında 20-25 dakika pişirilir.

Sıcak sıcak üzerine ekşi sıkılarak afiyetle yenir.


10 Ağustos 2011 Çarşamba

Havuçlu Yalenki


Kabak dolması yapıldı mı  evimizde ardından yalenki pişirlirdi. Yalenki mücverin bizim yöremizdeki adı. Yöresel adların yaşatılması gerektiğine inandığım için tarifimde de bu adı kullandım özellikle.

Ben ise genellikle kabak içlerini çorba yapmada kullanırım. Bu kez ramazanın da etkisiyle geçmişe dönüp yalenki yapmaya karar verdim. Aslında kızartma yapmaktan hoşlanmam ama nasıl olsa miktar azdı, katlanılabilirdi kızartmaya.

4 kabak içim vardı, iki de havuç ekledim, oldu bize havuçlu yalenki.
 
Malzemeler:

4 kabağın içi veya 1 adet dolmalık kabak
2 orta boy havuç
1 orta boy soğan
1 yumurta
1 fiske tuz
1 çay kaşığının ucuyla karbonat
5 tepeleme çorba kaşığı un
4-5 sap maydanoz
Kızartmak için sıvı yağ



Yapılışı:

Soğan, kabak ve havuçlar blendırdan geçirilerek püre kıvamına getirilir. 1 yumurta ile çırpılır. Un, tuz, karbonat eklenerek pürüzsüz kıvama getirilir. Kıyılmış maydanozlar eklenir. Hamur çok yumuşak kıvamlı olmalıdır iyi pişmesi için. Kabağın saldığı su miktarına göre koyacağınız un ölçüsü değişebilir.

Yağ orta hararetde kızdırılır. İki tatlı kaşığı yardımıyla hamur şekillendirilip yağa atılır. Kızarana kadar pişirilir. Kağıt peçete üzerine alınır. Fazla yağı alındıktan sonra servis edilir.

Bizim evimizde kabak yalenkisi iki şekilde yenirdi. Peynirle birlikte ve toz şekere bandırılarak. Ben de bu kez havucun verdiği tatlılıkla daha da uyumlu olacağına düşünerek yalenkilerin yarısının üzerine pudra şekeri serptim.

Tatlıdan hoşlanıyorsanız ve hiç denemediyseniz öneririm, yalenkiyi bir de şekerle deneyin.

Afiyet olsun...




Related Posts with Thumbnails